SİYASETTE YAZILMAYAN KURALLARDA İŞLER

Siyasetimizin bu kadar karmaşık hale ne zaman geldi, ne zaman yapılırsa yalpısın seçim isteyecek kadar iktidara duyulan dünkü çoğunluk duygularının bugün azalmasının acaba sebebi kim/ne?

23:24:04 | 2022-01-09

Labirent çıkışı olmayan değil, çıkışı bulmak için uğraşılması gerekendir diye bir söz vardır...   Bu söz misali Türkiye siyaseti bu ekonomi nasıl düzelir, erken seçim var mı, cumhurbaşkanı kim olmalı, gelmekte olan kim/ne,  parlamenter sisteme dönmeli miyiz ve bunlar gibi bir çok soru ve sorun sarmalında satrançlaşan bir labirente döndü. Kim kime ‘şah çekiyor*, kim kime ‘rokyapıyor** gözlemlerinde artık Türkiye erken/acil/gününde seçim sürecine girdi…   Siyasetimizin bu kadar karmaşık hale ne zaman geldi, ne zaman yapılırsa yalpısın seçim isteyecek kadar iktidara duyulan dünkü çoğunluk duygularının bugün azalmasının  acaba sebebi kim/ne?   2021 yılında Ocak ayından Ağustos ayına kadar  arasında 7,3602 TL-8,8469 TL arasında seyreden dolar aralık ayının 20’sinde birden 18.4 TL’ye yükseldi. Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararı ve ekonomi politikaları nedeniyle 18 TL ile  rekor kıran dolar 21 Aralıkta 11.3 seviyesine kadar geriledi. İktidara yakın gazetelerde Doların yükselmesine dış güçler diyen iktidar kendini yetersiz değil de masum gösteren iktidar Doların yükselmesinde rolü olmadığı vurguları ile doların düşmesinin kahramanı yapıldı/yapılmak istendi.    Uygulaması devam edecek denilen ekonomi politikalarla dolar daha da düşecek ile zaferin havası yaratılmak istenirken, Dolar, dün itibarı ile 13,87’ye yükseldi. Bu süreçte kısmi olarak iyileşme havası yaratılmış gibi olsa da vatandaşın ne oluyor demesine fırsat bile kalmadan tüketim maddelerine akıl almaz zamlar geldi. Kontrol altına alındı gibi gösterilse de tüketim maddelerine  hâlâ ufak ufak zamlar yapılıyor.   Bugün itibarı ile ücretlilere ve emeklilere yapılan zamlar tüketim maddesi zamları /dolar dalgalanması karşısında yetersiz görüldüğü için vatandaş empoze edilmek istenen uygulaması devam edecek denilen ekonomi politikalara ve sahibi iktidara güven anlamındaki belirsiz süreç hala devam ediyor. Tüketim maddelerine yapılan zamların, dolar dalgalanmasının önüne şimdilik konulan hız kesenlere rağmen  iktidara/Cumhur İttifakına güvensizlik de dinmiş değil. Çoğalıyor, azalmıyor.   İttifaklar arasında anket rekabetine bakarsak ‘bana göre’(elde ettiğim ve arşivlediğim anketlerin ortalamasına göre)  Cumhur İttifakının oy oranı  (Ak Parti+MHP) % 41.4, Millet İttifakının oy oranı (CHP+İYİ Parti+SP+DP) % 43.6 İttifaklar arasındaki oy farkı % 2.2 Ve ittifaklar dışında da % 15 gibi diğer partilere (%3) ve HDP’ye (%12) ait oy var…   Liderlerin açıklamalarına baktığımızda diğer partilerin oylarından Cumhur İttifakına fazla bir oy kaymayacağı, HDP’nin ise başkanlık seçiminde oylarını Millet İttifakına kaydıracağı yönünde...   Mevcut konjonktüre göre bu rakamları değerlendiren Muhalefet bu yüzden “Geliyor gelmekte olan” sloganını kullanmakta ve tabanına etkileyici moral vermekte.   İktidar ise hakim olduğu medya ile kalkınan/dünya liderliğine soyunan/kıskanılan Türkiye gibi söylemlerle aslında  ‘hem rakamlara, hem vatandaş enflasyonuna, hem ekonomik yaşadıklarına’ uzak düşmektedir.  İcraatlar adına ifadesi doğru bile olsa milletin kesesine ve tenceresine uzak propagandalarla hareket eden iktidar, seçimi ister zamanında yapsın ister erken seçim kararı alsın, kaybeder…   Ben sıradan ve ücretlinin arasında yaşayan bir vatandaş olarak bunları görebiliyorsam iktidar da perde önünde ifade etmese bile perde arkasında vatandaşın söylediklerini duyuyordur, görüyordur.   Siyasette temel kural iktidarı kazanmak/korumak ise o zaman perde önündeki iktidar bir yandan belirli bir sürece bağlı zaman kazandırıcı algı yaratmaya devam ederken, perde arkasındaki iktidar da gücünü kaybetmemek için muhakkak B,C, D gibi planlarını hissettirilmeyen dokunuşlarla devreye  sokuyordur.   İşte burada ‘anketler’ ve ‘seçmen bıkkınlığının’ güne yansıyan argümanları ile rehavet içinde hareket eden muhalefet acaba ; ---‘İktidarın perde arkasındaki B,C, D gibiplanlarını biliyor mu? ---Bu palanlara karşı planları var mı? ---Bıkkınlıktan da bıkan seçmenin, olur ya yaratılan/oluşturulan gün yüzü görmemiş algı ve operasyonlarla’ bugünkü dengenin yarın değişebileceğini hesap ediyor mu?   Türk siyasetinin yüzde yetmişi “sağ/merkez sağ siyasetlerdir” tecrübesinden hareket ederek mesela: ---Piyasadaki zamları düşüremeyen iktidar gözünü karartıp akıllara gelmeyen metotlarla yarın dengeyi sağlayacak şekilde emeklilerin, memurların, asgari ücretlilerin maaşlarını ‘seyyanen’ adı altında tekrar rahatlatan tarzda düzenlese; --- Elektrik ve doğal gaz fiyatlarını dünden daha da aşağı çekse; ---Esnafa sıfır faizle kredi musluklarını açsa; --- Sağ siyasetlerin köklerinin insani/toplumsal refleksleri (aidiyetler, inançlar, milliyetçilik, düşmanlarımız, dış mihraklar  vs) ile öfke yaratıcı şekilde kimliklerin bağlayıcılığı popülizminde hücum algıları oluştursa; ---Birden daha çok demokrasi ve halka sorulan parlamenter sisteme dönüş vaatleri verse; ---Millet ittifakı dışında kalan HDP’ye talepleri doğrultusunda sağı/merkez sağı rahatsız etmeyecek tarzda perde arkasında teminatlar verse; --- Kendini dayattığı icraatları hakkında geri dönüş yapsa, pardon yine yanılmışız, bundan sonra böyle olacak dese; --- Genel af çıkartsa ---……….se; ---……….sa; ---……….se; ---……….sa;   Sağ seçmenin bugünkü anketlerdeki tercihi yarın ne olur? Gelmekte olan gelir mi?   Siyasette giden bir daha gelmez diye bir tabir vardır. Yukarıda belirttiğim gibi anketler, vatandaşın ekonomik yorgunluğu-bıkkınlığı, etkileyiciliği ve belirleyiciliği yitmiş siyasi hamasetler gibi bir çok sebep  Cumhur İttifakı partilerinin sonunu getirir.   Amerikalı yazar ve siyasetçi Benjamin Franklin “Bir parti umûmi bir planı tatbik ederken, her adamın o görüşte kendi husûsi menfaatve alakasıvardır“ der. İktidarlar kaybetmemek veya tekrar kazanmak için bir planı uygularken kazanması için gereken veya kaybetmesine sebep olacak olası seçmen menfaatlerini de hesap eder… Ve yukarıdaki anket ortalamalarına göre seçmenin Cumhur İttifakına hâlâ %41.4, alakası var. Kaybetmemek için veya kazanmak için veya tekrar başlamak için bu % 41.4 hiç de az değil.   Bundandır ki Kırkpınar güreş festivallerinde cazgırların bağırdığı gibi “Kimse üstteyim diye sevinmesin, alttayım diye yerinmesin”… Kimse unutmasın; burası Türkiye… Bizim gibi demokrasisi yavaş gelişen ülkelerin siyasetinde başarı için kritik faktörler ve  yazılı olanlar kadar yazılı olmayan kurallar da işler…       *Şah çekmek: satranç oyununda amaç olan şah'ı alma eylemine son bir hamle kaldığını rakibe bildirmektir... **Rok yapmak: Satranç'ta şah ve kalelerle gerçekleştirilen özel bir hamledir. Rok hamlesinde şahın aynı renkteki kalelerden birine doğru iki kare ilerletilir ve yaklaştığı kale şahın üzerinden atlayarak diğer yanına geçer.Rok için arada taş olması zorunlu değildir. Rok şahı koruma altına almaktır.

Kaynak Linki = https://www.medya03.com/makale/siyasette-yazili-olmayan-kurallar-isler-18




ETİKET :  

Tümü